Embed

Oyun

 

Şimdi ufak bir oyun oynayacağız .. sorular sorup cevaplar vereceğiz..şimdilik en genellerden başlayalım kendimizce cevaplar vermeye çalışalım.Birinci soru geliyor..

İnsan ne için yaşar?

Biliyorum fazla genel bir soru oldu ama bu soruya verilecek o kadar çok cevap var ki.. ben şimdilik benim için en önemli olan cevaptan başlıyorum.. Mutlu olmak için… insan bana göre mutlu olmak için yaşar.. peki bunu bir kenara yazalım.. öyleyse cevaptan yola çıkarak ikinci soruya geçelim.

Mutlu olmak için ne yaparız kısaca bizi ne mutlu eder??

Beni sıcak bi dost kucağı mutlu eder

Kardeşimin yatmadan önce her gün odama gelip beni öpmesi mutlu eder

Annemle babamın baş başa gülüp eğlendiklerini uzaktan izlemek mutlu eder

Yada sevdiğim ve beni seven insanla aynı duyguları paylaşıp gülüp eğlenmek ne gelecek ne geçmiş düşünmeden anı yaşamak mutlu eder..

Şu saydığım dört madde ne kadar da kolay yazılıyor ne kadarda kolay okunuyor değil mi.. ama hiçte öyle yazılıp okunduğu gibi kolay elde edilmiyor.. bunlara sahipken kolay elde edilmedikleri bilincine sahip olmak o kadar zor ki..bunlar benim neredeyse her gün yaşadığım ve beni mutlu eden şeyler ama yokluklarını düşündüğüm zaman tahammül edilemez bir sıkıntı düşüyor içime.. her şey en iyi zıttıyla bilinirmiş yaa  aslında mutsuzluğun sebeplerine bakmak gerekirdi önce.. sıkı durun o zaman üçüncü soru geliyor..

Bizleri neler mutsuz eder?

İlk aklıma gelen şey ‘’yalnız kalmak’’ oldu.. ah korkulu rüyam.. uğrunda ne büyük hatalar yaptığım.. başka insanları yalnızlıklarına sürüklemekten çekinmeden kendi yalnızlığımı giderdiğim..cehennemde yerimi ayırtma sebebim.. hiçbir rahip bana artık hiçbir maddi değer karşılığı cennetten yer satmaz.. en büyük günahların baş kahramanı.. her günahta var olan ama hiç birinde görünmeyen.. ne çok şey söyledim üstüne.. kendini bir şey sanacak yine asalak şey.. atlıyorum bu cevabı o halde daha fazla pirim vermeden..

Bizi mutsuz eden ikinci şey de ‘’ölüm’’ sanırım.. aslına bakarsanız yalnızlığın yine bir uzantısı..burada da toprağın altında yalnız kalma korkusu var .. yada sevdiklerimizi o ıssız yerde yalnız bırakma korkusu.. toprağın altına koyup hayatınıza devam etmeye çalışırken aklınızın bir köşesinde beyninizi kemiren bir kurtçuk vardır.. şimdi o orda tek başına ne yapıyor.. acı çekiyor mu?  Huzur buldu mu ? ona ne oluyor şu anda ?  Bizi izliyor mu şimdi? Cevapsız kalan bir yığın soru ve bir yığın pişmanlık.. ahh bir sihirli kelime daha ‘’pişmanlık’’.. bir mutsuz olma sebebi daha buldum sanırım.. pişmanlığı da ikiye ayıracağım.. şöyle ki..1 yaşanılanlardan duyulan pişmanlık, 2  yaşanılmayanlardan duyulan pişmanlık.. yaşanılan pişmanlıklara kulak verirsek çığlık çığlığa ortalıklarda bağırdıklarını göreceğiz.. somut delilleri vardır.. elle tutulur gözle görülür.. yıkık evlilikler.. akıtılan göz yaşları.. bağırış çağırış kan revan içindeki kavgalar ve yanlış yerdeki insanlar..ayan beyan ortada hatalar.. ama öteki tarafa baktığımızda yani yaşanılmayanlardan duyulan pişmanlıklara gelince onlar öyle sessiz öyle içe dönük öyle silik ama bir o kadar da içli ve yıkıcıdırlar ki ne sesi duyulur nede gözle görülür..ama bilirsiniz ki hep ordadır en derininizde..

Fazla karamsar bi yazı olmaya başladı.. halbuki çok neşeli başlamıştım.. küçük bir oyundan bahsediyordum sözde.. ama ne oyun oynayacak keyfim nede düşünecek takatim kaldı.. benden bu kadar sürçü lisan ettiysek affola..

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !